MENÜ
$Alış 3.7816Satış 3.7884
Alış 4.6527Satış 4.6611
£Alış 5.2715Satış 5.2989
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Yükleniyor
İmsâk00:00
Güneş00:00
Öğle00:00
İkindi00:00
Akşam00:00
Yatsı00:00

O SENE BU SENE…

558 defa okunduYorumlanmadı, , kategorisinde, tarihinde yayınlandı
O SENE BU SENE…

19 Mayıs Stadyumu’nda alışık olmadığımız bir manzara var. Son zamanlardaki Ankaragücü maçlarında reklam panolarında sarı lacivert zemin üzerinde ”o sene bu sene” yazısını görmekteyiz. Yirmi bin kişinin oluşturmuş olduğu harika görüntüye bir de bu yazının eklenmesi ayrı bir görsellik katmış. İnsanın aklına ister istemez imkan vardı da neden daha önce yapılmadı sorusu geliyor.

Düştüğümüz yıl yönetimin diriliş adını verdiği hareketle Mehmet Yiğiner başkanlığında takım şampiyonluk parolasıyla lige başladı. Ancak takımda transfer yasağının olması sebebiyle borçların yapılandırılması, ödenmesi işleriyle uğraşıldı, zaman kaybedildi. Son saatlere kadar hesap kitap yapılmadan ucu ucuna oyuncu transferleri yapıldı. Yapılan transferlerden (yaklaşık 10 oyuncu alındı) 2-3 oyuncu dışında verim alınmadı. Benim aklıma gelen sadece Serhat, Mehmet Çakır ve Muhammed Gönülaçar var. Takım elindeki kadroyla şampiyonluk yarışını devam ettiremedi ve playoff elemelerini geçemedi. Sonraki sezonda Ankaragücü düşmemek için oynadı. Geçen sezon ise diriliş 2 diyebileceğimiz iki sene önce yaşananlarının benzeri bir sezonun yaşandığı bir yıl oldu bizim için. Yine son anda yapılan transferler ve yitip giden koca bir yıl… Hatırlayınız bu takım şampiyonluk için yola çıkmıştı ama playofflara bile kalamamıştı.

Bu sezon işler sıkı tutuldu. Oyuncu transferi yapılmadan, lig başlamadan, hatta takımlar kampa bile girmeden önce teknik direktör bulundu. Anlaşılan yönetim geçen sezonun Manisaspor’undan ders almış olacak ki takımı, aynı zamanda takıma ruhsal olarak da bağlı olacak birine emanet etti. Bu kişi malumunuz İsmet Taşdemir‘dir. İsmet Hoca yıllarca Ankaragücü’nden ekmek yemiş, ruhsal bağlılığı da buradan gelen biri benim gözümde. Hatırlayınız geçen sene Manisa’yı da Manisa’da yıllarca görev yapmış Taner Taşkın şampiyon yapmıştı. (Taner Hoca’nın yokluk içindeki Manisa’yı şampiyon yaparken bu sezon daha iyi durumdaki Sarıyer’in başında 17 maçta 6 mağlubiyet, 5 beraberlik aldığını hatırlatmak isterim) Yani Ankaragücü daha ilk adımda doğru kişiyi bulmuştu. Daha sonra ikinci önemli bir adım ise futbolcuların transfer sezonu kapanmaya ramak kalırken almak yerine takım kampa gitmeden alınmaları oldu. Böylelikle hem futbolcuların birbirlerine uyum sağlamaları için gereken süre sağlanmış hem de İsmet Taşdemir’e sistem için ihtiyacı olan zaman verilmiş oldu. Küçük bir eleştiri olarak belirtmek isterim ki İsmet Hoca’nın tohumları meyvelerini geç verdi. Ama olsun geç olsun da…

Bu olumlu adımlara üçüncü bir etmen olarak taraftarı da eklemek lazım. Onlar da kenetlendiler, mağlup dönülen ve bariz hakkı yenen takımımızı havaalanında binlerle sanki Avrupa şampiyonu olmuşlar gibi karşıladık. Bu sayede Ankara kenetlendi. 19 Mayıs Stadyumu’nun yoluna bilmeyen belediye başkanları, parti il ve ilçe sorumluları binlerce hatıra bilet satın aldılar,  Ankaragücü maçına gelmeye başladılar.  Şimdi on dakikalık bir akşam yürüyüşüne bile çıktığınız zaman en az 4-5 tane Ankaragücü ile ilgili pankart görüyorsunuz. Artık kesin olarak söyleyebiliriz ki, Türkiye’nin başkenti Ankara ve Ankara’nın çakma takımlarına çakma taraftarlarına inat tartışmasız en büyük taraftarına sahip ve en büyük takımı olan Ankaragücü şampiyonluğu istiyor. Şu an yönetim hem ekonomik olarak hem de manevi olarak insanüstü bir çaba sarf etmektedir. Sezon sonunda bir kaza yaşamak istemiyorsak ağızlarından Ankaragücü’ne sahip çıkıyoruz cümlesi eksik olmayan siyasilerin ve iş adamlarının daha gerçekçi ve maddi adımlar atması gerekiyor. Haydi inşallah: O SENE BU SENE

Toplumca Dikkat Edelim

Yavuz Bahadıroğlu’nun yazısının bir bölümünü aynen aktarıyorum. Yazarın sözleri hakkında uzun uzun düşünmemiz gerekiyor. Arzu buyuranlar yazının tamamını yazarın sayfasından okuyabilirler.

”Hele bir de “performans” (performance)kelimesi var ki, yere-göğe sığmıyor. Kızcağız ekranda şarkı söylüyor “performans” oluyor; bisikletçi bisiklet sürüyor, “performans”; boksör dövüşüyor, “performans”; oyuncu rol yapıyor bu dahi “performans”! 

Bunların arasında hiç bir fark yok mu peki? “İcra” edenle “ifa” eden, “teganni” ile “verim”, “gösteri” ile “oyun” ya da “oynayan”la “dövüşen” arasında hiç fark olmaz mı?”

Film & Kitap

Bu hafta Japon yazar Osamu Dazai’nin ”İnsanlığımı Yitirirken” adlı eserini okurken bir insanın yaşadığı bunalımların neticesinde insanlığını nasıl yitirdiğine şahit olabilir ve kendi hayatınız üzerinde bazı sorgulamalara girişebilirsiniz.

Şener Şen‘in baş rolünü oynadığı ”Muhsin Bey” filmini izleyerek vefanın ne demek olduğunu 1987 Türkiye’si ve Yavuz Turgul’un gözünden görebilirsiniz. Uğur Yücel’in 29 yaşındaki hali de filme ayrı bir keyif katmış hani.

Remzi Özgür KuralTüm Yazıları
Remzi Özgür Kural
Etiketler:
Yorum Yaz